1. FELSEFEYİ YÖNELTİLEN ELEŞTİRİLER -I
2. KLASİK FELSEFENİN TEMEL KAVRAMLAR -I
3. KLASİK FELSEFENİN TEMEL KAVRAMLARI -II
4. KLASİK FELSEFENİN TEMEL KAVRAMLARI -III
5. FELSEFE SAVUNUSU
6. FELSEFEYE YÖNELTİLEN ELEŞTİRİLER -II
7. FELSEFEYE YÖNELTİLEN ELEŞTİRİLER -III
8. FELSEFE VE FİLOZOF KAVRAMLARI -I
8.1. Bölüm Özeti Bu bölümde iLAHİ/DİNİ bilgi ile BEŞERİ/AKLİ bilgi arasındaki farkları, beşerî/aklî bilgi kapsamındaki bilim ve felsefenin ilâhî bilgiden ayrıldığı noktaları ve bilim ile felsefeyi birbirinden farklılaştıran hususları öğrenerek klasik felsefe algılarına bir örnek olmak üzere ilk İslâm filozofu olarak bilinen KİNDİ’nin(ö. ykl. 866) yaklaşımı hakkında bilgi sahibi olduk.
8.1.1. Varlığı anlama ve anlamlandırmaya yönelik bilgi amaçlı biri İLAHİ/DİNİ, öteki BEŞERİ/AKLİ olmak için iki kategoriye ayrılabilir.
8.1.1.1. İLAHİ/DİNİ
8.1.1.1.1. kaynağını ilahî vahiyden alan bir olgudur.
8.1.1.1.2. Vahiy ürünü olan dinî söylemin muhatabı insan olduğuna göre din insandan yaşadığı bu evreni, kendi zihnî kapasitesi ölçüsünde sorgulayıp bilinçli bir şekilde kavramasını, dolayısıyla varlığı ve hayatı doğru olarak anlamlandırmasını ister.
8.1.1.1.3. Tanrı-evren, Tanrı-insan ilişkisini; insanın evrendeki yeri, değeri, ödevi, sorumluluğu ve hayatın amacı gibi felsefenin de ortak olduğu konulara dikkat çekmek suretiyle insan aklına kılavuzluk eder
8.1.1.2. BEŞERİ/AKLİ
8.1.1.2.1. Beşerî/aklî bilginin; BİLİM ve FELSEFE olarak adlandırıldığı bilinmektedir. Her ikisinin kaynağı da akıl olduğu için bunlar aklın soyutlama, algılama, genelleme, birleştirme, inceleme, sorgulama ve düzenleme gücünden yararlanarak gerçeklik adına ortaya koyduklarının haklı, doğru, tutarlı ve geçerli olduğunu göstermeye çalışırlar
8.1.1.2.2. BİLİM; tikele yönelir yani belli bir konu ve olgular üzerinde ilerler. BİLİM bir olgunun “NASIL”ını inceler FELSEFE; tümeli hedefler; hem olguları hem de değerleri sorgular. FELSEFE bir olgunun “NİÇİN” ve “NEDEN”lerini araştırır.
8.1.1.2.3. BİLİM in ileri sürdüğü önermeler doğrulanabilir türden olduğu halde FELSEFİ önermeler bilimsel kesinlikte doğrulanamaz BİLİMSEL çalışmaların amacı PRATİĞE yani uygulamaya yönelik kalırken, FELSEFE kendi problemlerini TEORİK düzeyde temellendirir.
8.1.2. GREKÇE olan FELSEFE, SEVMEK anlamına gelen FİLOS ile HİKMET ve BİLGELİK anlamındaki SOFİA’dan oluşmuş birleşik bir kelime olup “HİKMET SEVGİSİ” demektir. FİLOZOF ise SEVEN anlamındaki FİLOS ile HAKİM ve BİLGE manasına gelen SOFOS’tan oluşmuş yine birleşik bir kelimedir ve “HİKMETİ SEVEN” anlamına gelmektedir
8.1.3. PİSAGOR’a gelinceye kadar eski Yunanlılar kuşatıcı ve EKSİKSİZ BİLGİye sahip olanlara SOFOS derlermiş. Ancak, Pisagor böylesine küllî ve eksiksiz bilgiye ancak TANRILARIN sahip olacağını söyleyerek, insanlara sofos değil filos sofos yani hikmeti seven denileceğini ileri sürmüş ve filozof ünvanını İLK KEZ o kullanmıştır.
8.1.4. “İLK İSLAM FİLOZOFU” olarak bilinen KİNDİ’nin (ö. ykl. 866) İlk Felsefe Üzerine adlı eserinin girişinden bir kısmına göre;
8.1.4.1. -“İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir. Felsefenin tarifi: -“İnsanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesidir.”
8.1.4.2. -Biz sebeplilik bağıntısı olmadan gerçeğin bilgisini elde edemeyiz. Her şeyin varlığının ve sürekliliğinin sebebi gerçekliktir. Zira mâhiyeti olan her şeyin gerçekliği de (inniyyet) vardır. Şu halde mevcut mâhiyetlerin zorunlu olarak gerçekliği vardır.
8.1.4.3. -Felsefenin en değerlisi ve mertebe bakımından en yücesi “İlk Felsefe”dir; bununla, her gerçeğin sebebi olan “İlk Gerçek” hakkındaki bilgisiyi kastediyorum
8.1.4.4. -Biz bilgilerimizin herbirinin sebebini bilirsek, ancak o zaman onları tam olarak bilmiş oluruz. Her sebep ya maddî, ya formel (sûrî), ya etkin (fâil) –ki bununla hareket ettireni kastediyorum– ya da tamamlayıcı (mütemmim) sebeptir ki, bununla da bir şeyin oluşundaki amacı kastediyorum.
8.1.4.5. Varlık hakkındaki bilgi dört terimle soruşturulur: Bunlar; “MIDIR” (hel), “NEDİR” (mâ), “HANGİSİDİR” (eyyu) ve “NİÇİN” (lime)dir. “MIDIR” sadece mâhiyeti soruşturur. Her mâhiyetin bir cinsi vardır, işte “NEDİR” o cinsi soruşturur. “HANGİSİDİR” mâhiyetin faslını soruşturur. “NEDİR” ve “HANGİSİDİR” ikisi birlikte mâhiyetin türünü soruşturur. “NİÇİN” ise onun tamamlayıcı (gâye) sebebini soruşturur; çünkü “niçin” sorusu mutlak sebebi araştıran bir sorudur.
8.1.4.6. Bir şeyin MADDİ SEBEBİNE ait bilgi edindiğimiz zaman onun CİNSİNE ait bilgiyi de edinmiş oluruz FORMUNA ait bilgi edindiğimiz zaman onun TÜRÜNE ait bilgiyi de edinmiş sayılırız.Buna göre TÜRÜN bilgisi içinde FASLIN bilgisi de vardır. Bir varlığın MADDİ, FORMEL ve TAMAMLAYICI (GAYE) sebebine ait bilgi edindiğimizde onun TARİFİNE ait bilgiyi edinmiş oluruz, zira her tarif edilene ait gerçek, tarifin içinde mevcuttur. Öyleyse “İlk Sebeb”in bilgisine “ilk felsefe” adının verilmesi gerçekten yerindedir. Çünkü “ilk felsefe”ye ait bilgi, felsefenin geriye kalan tüm disiplinlerini kuşatmış durumdadır. Zira İlk Sebeb’in bilgisi değer ve cins bakımından, bir şeyin kesin bilgisine ulaşmadaki tertip yönünden ve zaman bakımından ilktir. Çünkü ilk Sebep zamanın da sebebidir.”
9. FELSEFE VE FİLOZOF KAVRAMLARI -II
9.1. Bölüm Özeti Bu bölümde İbn Hindû'nun (ö. 1032) FELSEFEYE GİRİŞ amacıyla kaleme aldığı eser çerçevesinde felsefenin geleneksel TANIMINI, felsefenin sınıflamasını, felsefe kapsamındaki disiplinleri, bu disiplinler içinde MANTIĞIN ÖZEL YERİNİ ve felsefe öğreniminin HANGİ SIRLAMAYA GÖRE yapılması gerektiğini öğrendik.
9.1.1. İBN HİNDÜ'nun FELSEFEYE ÇAĞRI eserinde felsefeyi şu şekilde tanımlamaktadır 1-“ESKİ DÜŞÜNÜRLERİ FELSEFE [ADINDA BİR İLİM] ORTAYA KOYMAYA SEVK EDEN SEBEP HAKKINDA''
9.1.1.1. Filozoflar, yaratılışı açısından insanda biri bilen (âlime) (bu güç sayesinde çocuklar masalları dinlemeye alışır) ve diğeri eyleyen (âmile) (bu güç sayesinde ise insan fiilde bulunmaya girişir ve hissetmese bile bedeninin hiçbir organı işlevsiz kalmaz; hatta boş kaldığında bile sakalıyla, sarığıyla (bi’btidâri imâmetihî), çakıl taşıyla veya bir tahta parçasıyla oynar, çünkü insan, tabiatı itibariyle eyleyici olarak yaratıldığından boş durması mümkün değildir) olmak üzere iki güç bulunduğunu gözlemleyip her gücün bir yetkinliğinin olduğunu, eyleyen gücün yetkinliğinin bu güçten çıkmak durumundaki fiilin mümkün olan en mükemmel şekilde varlığa gelmesi olduğunu, bilen güç aracılığıyla var olan şeylerin gerçekliklerinin bilinip diğer güçle de amaçlanan iyi işlerin yapıldığını anladıkları zaman, Yunancada felsefe olarak isimlendirilen hikmet bilgisini ortaya koymuşlar (istahracû) ve onu bilgi ve eylem şeklinde iki kısma ayırmışlardır.
9.1.2. 2-FELSEFENİN TANIMI HAKKINDA
9.1.2.1. [Felsefe], insanın gücü ölçüsünde yüce Tanrı’ya benzemesidir. Bu [yani Tanrı’ya benzemek] ise iyinin ve doğrunun bilinip, hakkında bilgi sahibi olunan iyinin fiile dökülmesidir. Felsefe sanatların sanatıdır.
9.1.3. 3-FELSEFENİN KISIMLARI HAKKINDA
9.1.3.1. Felsefe iki kısma ayrılmaktadır: PRATİK (AMELİ) ve TEORİK (İLMİ).
9.1.3.2. Felsefenin TEORİK kısmı varlıkların gerçekliklerini içermektedir ve varlıkların kısımlarına uygun olarak o da kısımlara ayrılmaktadır. VARLIKLAR ÜÇ KISIMDIR:
9.1.3.2.1. Birinci kısım: Maddede bulunan varlık ki onlar, CİSİMLER ve CİSMANİ olan varlıklardır ve bunlar tabiî varlıklar (bunları inceleyen ilim dalı da tabiat bilimleri) olarak isimlendirilir.
9.1.3.2.2. İkinci kısım: SAYILAR ve GEOMETRİK ŞEKİLLER gibi maddeden SOYUT olarak tasavvur edilebilen MADDİ varlıklardır ki bunlar matematik varlıklar, (bunları inceleyen ilim dalı da matematik bilimleri) olarak isimlendirilir.
9.1.3.2.3. Üçüncü kısım: AKIL, YÜCE TANRI ve bu ikisi dışındaki şeylerin özleri gibi maddeden soyut, RUHANİ VARLIKLARdır ki bunlar METAFİZİK varlıklar (ilâhiyyât), [bunları inceleyen ilim dalı da metafizik bilimler] olarak isimlendirilir.
9.1.3.3. Felsefenin PRATİK kısmı da aynı şekilde üç bölüme ayrılır:
9.1.3.3.1. Birincisi; Nefsin idaresine dair ilimdir ve AHLAK İLMİ olarak isimlendirilir.
9.1.3.3.2. İkincisi; EV İDARESİ ve EV YÖNETİMİ olarak isimlendirilir.
9.1.3.3.3. Üçüncüsü; ŞEHİR YÖNETİMİNE DAİR ilimdir ve HALKIN YÖNETİLMESİ olarak isimlendirilir. Bu üçüncü kısım da iki kısıma ayrılır: Birincisi; ŞERİATLARIN ve KANUNLARIN KOYULMASIDIR ki o, PEYGAMBERLİKTİR. İkincisi; Yönetimde bu kanunların uygulanması ve bu kanunların nizamının korunmasıdır ki o da HÜKÜMRANLIKTIR.
9.1.4. MANTIK SANATI, TANIMI, İSİMLENDİRİLİŞİ ve AMACI HAKKINDA
9.1.4.1. Elde edilmeleri için düşünce üretimine ve akıl yürütmeye ihtiyaç duyulan ilimler yanlışlıklara maruzdurlar. Sağlıklı bir yaratılış bu yanlışlıklardan korunmak için tek başına yeterli değildir. İşte bu sebeple FİLOZOFLAR GERÇEĞİ ASILSIZDAN, DOĞRUYU YANLIŞTAN AYIRT EDECEK BİR TERAZİ ve ALET ortaya koymuşlardır. Bilinmesi hedeflenen şeyin bilgisine kendileri sayesinde ulaşılacak olan deliller bu terazi ve alet ile ölçülür. Öyleyse o, İLİMLER sözkonusu olduğunda GERÇEĞİN ASILSIZDAN, FİİLLER konusunda ise İYİNİN KÖTÜDEN ayırt edilmesini sağlayan bir sanattır. Bu sanatın“MANTIK” olarak isimlendirilmesi, insandaki akıl gücünü düzeltmesinden/düzenlemesinden kaynaklanmaktadır. Mantık sayesinde lafzî konuşma da düzenlenmiş olur. Lafzî konuşma, insana özgü olan akıl gücü, yani akledilirlerin idraki hakkında fikir sahibi olunmasını sağlamaktadır.
9.1.5. MANTIĞIN DEĞERİ HAKKINDA
9.1.5.1. Her şeyin değeri, kendisine özgü olan fiillerinin mümkün olan en mükemmel şekliyle ondan varlığa gelmesi durumunda bulunmasından ibarettir. İnsana özgü olan FİİL, AYIRT ETMEK ve KIYAS kullanımı olduğuna ve bu fiilin en mükemmel haliyle gerçekleşmesi ancak MANTIK ile mümkün olduğuna göre insanın değerinden ancak mantık sanatı yoluyla söz edebiliriz. Bu durumda mantık, sanatların en değerlisi olmak durumundadır.
9.1.6. MANTIK KİTAPLARININ AYRINTISI HAKKINDA
9.1.6.1. Mantık kitaplarının Birincisi; İSAGÜCÜ olarak da isimlendirilen MANTIĞA GİRİŞ KİTABI’dır. Bazı filozoflar Giriş’i mantık kitapları arasında saymamışlardır. Bu durumda mantık kitapları SEKİZ TANEDİR ve bunların birincisi, TEKİL KELİMELER KİTABI olup Yunanca KATEGORİAS KİTABI olarak isimlendirilir. Bu kitap, tüm varlıkları kapsayan on üst cinse delalet eden tekil kelimelerin anlatımını içermektedir.
9.1.6.2. İkincisi; Yunanca PERİ HERMENİAS KİTABI olarak isimlendirilen ÖNCÜLLER KİTABI’dır
9.1.6.3. Üçüncüsü; Tüm kıyasları kapsayan KIYAS KİTABI’dır ve Analûtîkâ el-Ûlâ olarak isimlendirilir.
9.1.6.4. Dördüncüsü; BURHAN KİTABI’dır ve Analûtîkâ es-Sâniye olarak isimlendirilir. Bu kitap BURHANİ KIYASLARI ihtiva etmektedir.
9.1.6.5. Beşincisi; CEDEL KİTABI’dır ve TOPİKA olarak isimlendirilir. Bu kitap ise dinler ve sanatlarda kullanılan CEDELİ KIYASLARI içermektedir.
9.1.6.6. Altıncısı; HATABE KİTABI’dır ve RETORİKA olarak isimlendirilir. Bu kitap, siyasetçiler, şeriatlar ve dinlerin koruyucuları, kadılar, valiler, katipler, hatipler ve işadamlarının kullandığı kıyasları ihtiva etmektedir.
9.1.6.7. Yedincisi; MUGALATALAR KİTABI’dır ve SOFİSTİKA olarak isimlendirilir. Bu kitapta hilekârların ve gerçek sanatlar ve ilimlere düşman olanların gerçeği iptal edip asılsız olanı ispat amacıyla kullandıkları safsatalardan bahsedilmektedir.
9.1.6.8. Sekizincisi; ŞİİR KİTABI’dır ve POETİKA olarak isimlendirilir. Bu kitapta şairlerin övgü, hiciv ve benzeri şiir türlerinde kullandıkları yanlış kıyaslar ele alınmaktadır.
9.1.6.9. Kıyaslar beş çeşittir, çünkü ya bir kıyasın tüm öncülleri doğrudur (o burhandır), ya hepsi yanlıştır (o şairlerin kıyasıdır), ya çoğu doğrudur (o cedecilerin kıyasıdır), ya çoğu yanlıştır (o safsatacıların kıyasıdır) ya da doğruluk ve yanlışlık eşit düzeydedir (o da retorik kıyastır). Kıyasların doğruluk değeri açısından sıralaması ise şu şekildedir: BURHAN, CEDEL, HATABE, SAFSATA ve ŞİİR
9.1.7. FELSEFE KİTAPLARININ SIRALAMASI HAKKINDA
9.1.7.1. Felsefe kitaplarının sıralaması şu şekildedir: YÖNETİM BİLİMLERİ, TABİAT BİLİMLERİ, MATEMATİK BİLİMLERİ ve METAFİZİK alanındaki kitaplar.
9.1.7.2. YÖNETİM alanındaki kitaplar ÜÇ tanedir;
9.1.7.2.1. Birincisi; Nefsin yönetimidir ve ahlak ilmi olarak isimlendirilir. İkincisi; Ev yönetimi, Üçüncüsü; Şehir yönetimidir. Şehir yönetimi iki kısım olup bunlardan üçüncü fasılda bahsetmiştik.
9.1.7.3. TABİAT bilimlerine dair kitaplar SEKİZ tanedir;
9.1.7.3.1. Birincisi; TABİATA DAİR DUYUŞ KİTABI’dır. Bu kitapta suret, madde ve benzeri tabiî cisimlerin ilkeleri ile cisimlerin bu ilkelerine ilişen şeyler ele alınmaktadır. Kitabın bu şekilde isimlendirilmesi, tabiat bilimine dair ilk işitilen şey olmasından kaynaklanmaktadır.
9.1.7.3.2. İkincisi; GÖKYÜZÜ ve ÂLEM KİTABI’dır. Bu kitap sadece gökyüzünden bahsetmemekte, dört unsuru da kapsamaktadır. Ancak konuları içinden en değerli olan dikkate alınarak bu şekilde isimlendirilmiştir.
9.1.7.3.3. Üçüncüsü; OLUŞ ve BOZULUŞ KİTABI’dır
9.1.7.3.4. Dördüncüsü; YÜCE ETKİLER KİTABI’dır. Bu kitap da ele aldığı konular içinden daha değerli olan dikkate alınarak bu şekilde isimlendirilmiştir çünkü kitapta aşağı derecedeki etkiler de incelenmektedir.
9.1.7.3.5. Beşincisi; BİTKİLER KİTABI’dır
9.1.7.3.6. Altıncısı; CANLILAR KİTABI'dır
9.1.7.3.7. Yedincisi; NEFS KİTABI’dır
9.1.7.3.8. Sekizincisi; DUYU ve DUYULAR KİTABI’dır
9.1.7.4. MATEMATİK bilimlere dair kitaplar ise DÖRT tanedir:
9.1.7.4.1. Birincisi; SAYI KİTABI’dır. İkincisi, GEOMETRİ KİTABI'dır. Üçüncüsü, ASTRONOMİ KİTABI’dır Dördüncüsü, MUSİKİ KİTABI'dır
9.1.7.5. METAFİZİĞE gelince ARİSTOTELES onu çeşitli makaleler halinde kaleme almış ve her makaleyi bir harfle nitelemiştir. Onlardan birisinin alameti “ELİF”, bir başkasınınki “BA”, bir diğerinin alameti ise “CİM”dir. Bütün bu makalelerin ortak ismi Yunanca METAFİZİKA’dır. İşte felsefe kitaplarının ayrıntıları bundan ibarettir.
9.1.7.6. ÖĞRENİM için takip etmemiz gereken sıralamaya gelince; o, ÜÇ çeşittir:
9.1.7.6.1. TABİİ SIRALAMA
9.1.7.6.2. DEĞER ve ÜSTÜNLÜK AÇISINDAN SIRALAMA
9.1.7.6.3. ÖĞRETİM SIRALAMASI
9.1.7.7. ARİSTOTELES; ÖĞRETİM SIRALAMASINI benimsemiş ve öğrenilen her şeyin doğruluğunun kendisi aracılığıyla bilindiği MANTIKLA başlamıştır. İnsan nefsinin olgunlaşması ve ilmi kabul etmeye hazır hale gelmesi için İKİNCİ sıraya YÖNETİM BİLİMLERİNİ koymuştur. ÜÇÜNCÜ sıraya TABİAT BİLİMLERİNİ yerleştirmiştir, çünkü onlar insanın gözlemlediği varlıkları konu edinmektedir. DÖRDÜNCÜ sıraya ise MATEMATİK BİLİMLERİNİ koymuştur, çünkü onlar tabiat bilimlerine göre daha kapalıdır ve METAFİZİK hakkında bilgi elde etme konusunda bizim işimize daha çok yaramaktadır. Felsefe sanatının SONUNA ise METAFİZİĞİ yerleştirmiştir, zira metafizik son derece kapalı ve anlaşılmazdır.